AIDS ve HIV

Bize Ulaşın

Aids

Aids ile ilgili Genel Bilgiler

AIDS, insan bağışık yetmezlik virüsünün (HIV) neden olduğu bir hastalıktır. HIV, İngilizce, Human Immunodeficiency Virus (Edinsel Bağışıklık Yetmezlik Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. Aids adı, 1980’li yıllardan bu yana sık duyulmakta olan bu hastalık, önceleri sadece eş cinsel erkeklerin hastalığı gibi algılanmıştır. Günümüzde ise en sık karşıt cinsel ilişki, ayrıca kan ürünleri aracılığıyla ve hasta anneden çocuğa bulaştığını bildiğimizden, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bulgu laboratuvarında aids ilgili uzman kadromuz cinsel yolla bulaşan hastalıklar konularında rehberlik hizmeti vermektedir.

HIV, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunmasında önemli bir role sahip olan akyuvarları enfekte eder. Bu enfeksiyon sonucunda akyuvarlar önce işlevlerini kaybeder, daha sonra da ölürler. Akyuvarların kaybı, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunma sisteminin çökmesi anlamına gelir. Böylece, HIV/AIDS hastalarında çok basit mikroplar, ciddi ve ölümcül hastalıklara yol açabilirler ya da hızlı ilerleyen kanserler ortaya çıkabilir.

Aids ve HIV - Bulgu Laboratuvarı

Aids Belirtileri

Birincil HIV enfeksiyonu (Akut enfeksiyon)

Virüs vücuda girdikten 2-4 hafta sonra, ateş, lenf bezlerinde büyüme, döküntü, kas ağrısı gibi özgül olmayan yakınmalar oluşturabileceği gibi, hastaların büyük bölümünde bu dönem hiçbir belirti olmadan da geçirilebilir. Birkaç hafta sürebilen bu dönemde standart tarama testleri ile tanı koymak güçtür. Hastanın en bulaştırıcı olduğu dönem akut enfeksiyon dönemidir.

Sessiz dönem

Bu dönem geçtikten sonra, aids virüsü vücutta hiçbir belirti yapmadan ortalama 7-10 yıl kadar taşınabilir. Bu süre içinde kişinin bulaştırıcılığı devam eder. Belirtisiz süre bazen birkaç yıl kadar kısa, bazen de 10 yıldan çok daha uzun olabilir.

İleri dönem (AIDS)

Hiç tedavi görmeyen kişilerde hastalık ilerler ve hasta AIDS dönemine girer. Virüs vücudun savunma sistemini giderek daha fazla zayıflattığından, bu döneme kadar hiçbir tedavi görmemiş hastalar, ilerleyen evrede enfeksiyonlara ve kanserlere karşı tüm dirençlerini yitirirler; çeşitli organlarında kanserler ve enfeksiyonlar oluşur.
AIDS Hastalarında ortaya çıkan belirtiler şunlardır:

  1. Sık ve kolay hastalanma
  2. Uzun süren yüksek ateş
  3. İleri derecede istemsiz kilo kaybı
  4. Uzun süren öksürük
  5. Tekrarlayan yaygın uçuklar
  6. Ağızda pamukçuk
  7. Ağır ishal

Hastalar bu dönemde de yıllarca kalabilir ve bulaştırıcılıklarını sürdürürler.
Bu dönemde de hiçbir müdahale yapılmadığı takdirde hastalık ölümle sonuçlanır.

Aids Bulaşma yolları:

Günümüzde hastalığın en sık bulaşma yolu cinsel ilişkidir. Tüm dünyadaki HIV/AIDS olguları dikkate alındığında en sık karşıt cinsel (heteroseksüel) ilişki ile bulaştığı bilinmekteyse de, aslında cinsel ilişkinin her şekli (vajinal-kadın cinsel organı yoluyla, anal-makattan, oral-ağız yoluyla) ile virüsün bulaşması söz konusudur. Bunlar içinde en riskli olanı, kanama ve zedelenme olasılığının yüksek olması nedeniyle makattan (anal) ilişkidir. Korunmasız bir ilişki sırasında virüsün, hasta bir erkekten kadına bulaşma riski, hasta bir kadından erkeğe bulaşma riskinden yaklaşık 10 kat daha fazladır. Yani virüsün erkekten kadına bulaşması, kadından erkeğe bulaşmasına göre daha kolaydır. Ayrıca, cinsel bölgede yaralar ile seyreden diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar da HIV’in bulaşma riskini artırır. Aşağıda çeşitli ilişki şekillerinde HIV bulaşma riski belirtilmiştir.

aids-hiv-bulasma-bulgu-laboratuvari

  1. Anal-alıcı ilişkide 1:30-1:100
  2. Anal-verici ilişkide 1:1000
  3. Vajinal ilişkide kadın için 1:1000, erkek için 1:10.000
  4. Alıcı oral ilişkide, boşalma da olması durumunda 1:1000
  5. Diğer davranışların (örneğin; boşalma olmaksızın oral ilişkide kadın ve erkek için ve kadına uygulanan oral ilişki için) HIV bulaşma riski bilinmemektedir.

 

Aids Virüsü, hasta hamile kadından bebeğine, doğumdan önce, doğum sırasında veya doğum sonrasında emzirme yoluyla da geçebilir. Hiçbir önlem alınmadığı takdirde bulaşma riski %30-40 civarındadır.
Diğer bir bulaşma yolu ise hasta kişilerin kanının ya da organlarının başka bir kişiye naklidir. Virüsü taşıyan bir ünite kanın nakledilmesi sonucunda bulaşma riski %95 civarındadır.
Hasta kanı ile kirlenmiş kesici-delici aletler ile yaralanma da, nadir olmakla birlikte, HIV bulaşmasında önem taşıyan bir yoldur. Bu tür bir bulaşmanın riski 1:300 civarındadır. Bulaşmada, enjektör, cerrahi aletler ve diş hekimliğinde kullanılan aletler gibi tıbbi araç-gereç rol oynayabileceği gibi, manikür-pedikür aletleri, jilet, ustura, dövme aletleri, akupunktur iğneleri ve kulak delme aletleri gibi günlük kullanımda olan araç-gereçler de bulaşmada önem taşıyabilir. Damar içi yoldan uyuşturucu madde bağımlılığı olan kişilerin, aynı enjektörü ortak kullanmaları, günümüzde, özellikle de gelişmiş ülkelerde, sıklığı giderek artan bir bulaşma yoludur. Bulaş riskini artıran faktörler, kesici-delici yaralanmanın derinliğinin fazla olması, iğnenin boşluklu olması, iğne üzerinde gözle görülür miktarda kan olması ve kaynağın ilerlemiş hastalığı olmasıdır. Enfekte kanın mukozaya (göz, ağız içi gibi) sıçraması halinde bulaş riskinin ne kadar olduğu bilinmemekte, ancak çok düşük olduğu tahmin edilmektedir.

HIV bulaşması olmayacak durumlar:

  1. Aynı ortamda bulunmak, aynı havayı solumak
  2. Dokunmak, sarılmak, öpüşmek
  3. Aynı kaptan yiyip içmek
  4. Giysileri ve eşyaları (kesici-delici aletler hariç) paylaşmak
  5. Hapşırmak, öksürmek
  6. Hasta kişinin tükürük, gözyaşı, idrar, dışkı, kusmuk, balgam gibi sıvıları ile (kan içermemeleri koşulu ile) temas etmek
  7. Tuvaleti, banyoyu ortak kullanmak
  8. Kondom kullanarak cinsel ilişki
  9. Sivrisinek ısırması

HIV Tedavisi Nasıl Yapılır?

  1. Virüsün vücuttan tamamen uzaklaştırılması hâlihazırda mümkün değildir.
  2. Mevcut ilaçlar ile hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak olasıdır.
  3. Yaşam süresi, kişinin bağışıklık sisteminin hastalanmadan önceki durumu, hastalık etkenleriyle karşılaşma sıklığı, tedavi görüp görmemesi gibi birçok faktöre bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
  4. Doğru zamanda tedaviye başlayan ve tedavisine tam uyum gösteren bir kişi, AIDS aşamasına hiç gelmeden yaşamını sürdürebilir.
  5. Hasta olduğundan kuşkulanan veya hasta olduğu belirlenen kişi, hiç vakit kaybetmeden bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.
  6. Hastalığın hangi aşamasında tedaviye başlanacağı, hangi ilaçların ne süre ile kullanılacağı, hastanın hangi sıklıkta kontrole gelmesi gerektiği gibi konular, hekim tarafından belirlenir.
  7. Hastalığın kontrol altına alınmasında, hastanın tedaviye uyumu en önemli unsurdur. Bu nedenle, hastanın hekime tam güven duyması ve hekim ile iyi bir iletişim kurması gerekir.

HIV’dan Korunma

Hıv Hastalığını önleyecek aşı veya ilaç henüz geliştirilmemiştir.
HIV ve AIDS’ten korunmada en önemli yol, cinsel ilişki sırasında ve cinsel ilişkinin her çeşidinde daima kondom kullanmaktır.
Tedavi kullanmakta olan HIV ile enfekte kişilerde bulaştırıcılık azalmaktadır.
Anneden bebeğe bulaşmanın önlenmesi için aşağıdaki uygulamalar yapılmaktadır:

  1. Annenin gebeliği boyunca tedavi kullanması
  2. Bebeğe doğumdan sonra koruyucu tedavi verilmesi
  3. Annenin bebeğini emzirmemesi